Bohçadan Poğaçaya....

Poğaça kelimesi dilimize İlknur Haydaroğlu’nun 2009 yılında yayınlamış olduğu "Osmanlı Saray Mutfağından Notlar" kitabında belirttiğine göre "Bohça'dan" evrilerek günümüze gelmiştir.

Yine aynı kaynağın belirttiğine göre; Sultan III. Murat döneminde poğaçanın önemli konuklar için hazırlandığı ve sofralarda yer aldığını ifade edilmektedir.

Bunun yanı sıra çeşitli, yörelerde çeşitli şekilde poğaçaların hazırlandığını belirtmiştir. Günümüzde halen en rağbet edileni sade poğaça olsa da, diğer çeşitlerinide tüketmek son derece keyiflidir. Ev tipi ve dereotlu poğaçalarda klasik lezzetlerimiz arasına girmiştir.  
Devamı »

Simit bir Kültürdür..


Evliya Çelebi, Seyahatnamesine göre simitçiler farklı şekillerde çalışırlardı. Bir bölüm simitçi fırıncılardan ayrı olarak kendi hesabına çalışırken bir kısmı ise fırınların hesabına gündelikle çalışırlardı. Seyyar simit satıcıları, fırınlardan aldıkları simitleri, günde beş posta değişik yerlerde satarlardı.

Satıcıların bazısı simitlerini uzunca bir çubuğa takarak satarlarken, bazısı da orta büyüklükte bir sepete doldurup çarşı pazar dolaşırdı. Çoğunlukla ise sehpasını başının üzerindeki açık tablada taşıyarak satışını yapardı. Zamanla kapalı tablalar mecburi tutulsa da simitçiler, bu kapağı simitlerin gevrekliğinin bozulmaması için de yarım olarak kaparlardı. Kapağı olmayan simitçiler, harar dokumasından kalın ve sert kıllı bir örtüyü simitlerin üzerine örterlerdi. Geceleri dolaşan simitçiler, tablalarının veya sepetlerinin kenarlarına küçük bir fener de asarlardı.


Sabah simitçilerinin en büyük rakipleri çörekçilerdi. Özellikle “Ayasofya çöreği” diyerek bağıran çörekçilerle simitçiler arasında zaman zaman tatsızlılar da yaşanmıyor değildi.


Simitciler, bayatlamaya yüz tutan simitlerini, öğleye doğru okul önlerinde çocuklara satılardı. Simitçiler, bundan sonra ikindi simitlerini almak için tekrar fırınlarına dönerlerdi. İkindi simitlerinin müşterileri daha çok çarşı ve pazarlardaki esnaf, öğrenciler ve ikindi çayı içen kahvehane müdavimleriydi. Akşam simitleri de işyerlerinin paydos olduğu zamanlarda satılmaya başlanırdı. Gece simitleri de gezintiye çıkanlar, meyhaneye gidenler veya dönenler tarafından tercih edilirdi.


Simitler, beşlik, onluk, yirmilik olmak üzere üç çeşitti. Beş paralık simitler ince, on paralıklar orta, yirmi paralıklar irice olurdu. Yuvarlak, yassıca ve içi boş bir cinsine de “Kadıköy simidi” denilirdi. Bazı simitler de uzunlamasına yapılırdı. Koska’daki Hasan Paşa Fırınında yapılan “şekerli simit” bu biçimiyle ve ağızda dağılmasıyla ünlüydü.


Simidin yapımı ayrı bir beceri isterdi.


Hamuru ekmek hamurundan daha az mayalı olurdu. Hamurlar, oklava biçiminde yuvarlandıktan sonra iki ucu birleştirilirdi. Usta simitçiler, bu ölçüyü senelerin verdiği tecrübeyle tutturur, bütün simitler, aynı boy ve ağırlıkta olurdu. Daha sonra simitler, yarı yarıya sulandırılmış pekmezin içine atılır, 3-4 dakika burada bekletilir ve susama batırılarak fırına sürülürdü. Simidin pişip pişmediği renginden anlaşılırdı. Eski ustalar, rengi 22 ayar Osmanlı altınına döndüğü zaman simidin piştiğine hükmederlerdi.


Eskiden İstanbul’da simitçilik Safranboluluların mesleğiydi. Simidin yanında çörek, ekmek gibi ürünleri de imal ederlerdi. Simitçiliği bir aile mesleği olarak günümüze kadar devam ettirenler hâlâ mevcuttur. Meşhur fırınlar arasında Beylerbeyi, Kum-kapı, Çakmakçılar, Galata başta gelirdi. Hasan Paşa Fırını, normal simidin yanında kandil simidiyle, Eyüp simitçi fırınları da beyaz halkalarıyla meşhurdu. Günümüzde de simitçi fırınlarından hala faaliyet gösterenler bulunmaktadır. Son yıllarda yaygınlaşan ve tepsi içinde unlu mamuller pişiren yeni fırınlarda da simit yapılmakta, ancak değişik biçimde ve lezzette olan bu simitler eski simitlerin yerini tutmamaktadır.

Devamı »

Perakende Reyon İşletmeciliği

Ulusal ve yerel zincir marketlerin unlu mamül reyonlarında profesyonel işletmecilik hizmeti vermeye başlayan Şehr-i Simit sektörel verimliliğe önemli katkı sağlıyor. 

Özellikle Marketlerin unlu mamül kategorisinde yeterince etkin ve verimli olamama sorununa net çözümler sunan şehr-i simit ulusal marketler için güçlü bir çözüm ortağı olduğunu verdiği hizmet kalitesiyle kanıtlıyor. Unlu mamül reyonlarını şehr-i simit markasıyla işleten Tekiz gıda Ltd.Şti.'nin yönetim Kurulu başkanı Metin Nemutlu Zincir marketlerin unlu mamüller reyon işletmeciliği faaliyetini yürütmeye talip olduklarını ifade etti. 

Ürünlerin son tüketim tarihlerini, kalitesini tüketiciye en güzel şekliyle ulaştıracak biçimde reyonun takibini yaptıklarını ifade eden Metin Nemutlu temiz ve bakımlı raf, tezgah ve camekanlar,  günlük üretilmiş sıcacık simit, açma, poğaça, ekmek ve diğer ürünlerimizi tüketiciler çok beğeniyor diye ifade ediyor.

Etkin kategori yönetimi, Müşteri istek ve taleplerine göre düzenlenmiş ürün portföyü oluşturulması, her daim taze ürünler sunmayı ilke edinmiş şehr-i simit verdiği hizmet kalitesiyle öne çıkıyor. 

Devamı »

Şehr-i Simit'e Altın Marka Ödülü

Tekiz Gıda Şehr-i Simit markası ile Tüm Tüketicileri Koruma Derneği (TTKD) tarafından “Altın Marka” ve “Tüm Tüketicilere Tavsiye Ediyoruz” ödüllerine layık görüldü.

16 Mart 2015 tarihindeki Dünya Tüketiciler Günü Kutlaması kapsamındaki törende, Türkiyenin en beğenilen markaları arasında yer alarak "Tüm Tüketicilere Tavsiye Ediyoruz" sertifikasını ve plaketini aldı.

Haklı bir  gururu yaşayan şehr-i simit, böylelikle gelecek yıllar içinde tüketicine büyük bir güven sağlamış oldu. 
Devamı »